​BİR ÖMER MASALI MASALLARIN EN GÜZELİ...

​BİR ÖMER MASALI MASALLARIN EN GÜZELİ...
17 Aralık 2020 11:54:10

Masallar bizi gerçeğe uyandırır. Farkında olmasak da… Masallar biter fakat içindeki gerçeklik bize ömür dolusu eşlik etmeye devam eder.

Ayşegül Çakmak

Bir Ömer Masalı… yazıyordu kitabın üstünde.

Ne kadar da uzun zaman olmuştu gönlümle bir masala dokunmayalı. Bir masal beni gönlümden tutup sarsmayalı…

Masallar en çok da büyürken okunmalıydı bana göre. Evet, dedim; bu masal okunmalı...

Hele o, Ömer'e, o çocukluk kahramanıma aitse, hemen okunmalı...

Dört dostum var birbirinden seçilmez!..

İşte daha masalıma girmeden beni içine çeken başlık… Doğrusu, onları birbirinden ayırmaya kimin gücü yetebilir ki…

Yine de biri seçilmişti şimdilik…

Ömerle birlikte kelimeler de, Ömerlikten dem vurmak için canla başla seçilmişti.

Ömer, ne güzel komşudur, Yâr-ı Gâr'a…

Bir kere daha anlarız Ömer'in yerini, iki sevgilinin yamacına yerleşince...

Ömer’in yeri bellidir. Aişe’nin niyeti Ömer’in kısmetidir…

Gönülleri kelimelerle gezdiren masal... 

Dünün Ömer’i iken  güzelleştiren, gücünü İslam'dan yana kullanıp önce Peygamber gönlüne, sonra ashabın, sonra Mekke’nin, sonra Medine’nin, yerin göğün gönlüne Müminlerin Emiri olarak giren Ömer’i, yere göğe koyamadan devam eden bir masal...

Firavun'a kafa tutarken heybetinden sarsılan mescidin masalı; Rabbinden gelen 'Ömer’e ilişme' müjdesinin masalı, anlatırken sadece gönülleri değil; gözleri de dolduran, su gibi akıp giden masallardan…

“Meclisleri Ömer’in zikri ile şenlendirin” bu masal gibi sözden doğan masal…

Bu masal, Ömerlenmiş bir söz cümbüşüne misafir olmak, meclisiyle şereflenip Efendimizin feyz-i nazarına erişen bir Ömer’in gönlündeki şenliği var gücümüzle anlama öyküsü olsun ki bu masal, bir nebze ucundan biz de o şenliğe dahil olalım...

Çocuğuna kıyafet alabilmek için Beytül-Mal Emini'nden borç isterken koca Ömer ne kadar da eziliyordu. Müminlerin Halifesi, en büyük güçsüzlüğü, evladının ihtiyacını gideremeyen bir babayken hissediyordu. Ömer, insandı. Ömer, babaydı. Fakat önce İslam'dı Ömer... Ve o, İslamlığından hiç taviz vermedi. Ömer’in oğlu da Ömer gibi güçlüydü! Çünkü o da mümindi.

Bayramlık giyen çocuklar arasında kendisine yeni birşey alamayan babasına koşup: “Benim gömleğim gibisi kimsede yok; özgürce nefes alabiliyor bedenim içinde” dediğinde; nefes alıvermişti burkulan babanın yüreği…

Gönüllere adaletin zarafetini ince ince işledi. Çünkü o Ömerdi…

Dost olma sanatı diye bir şey varsa, bu sanatın ustaları da vardır. Biri de Ömer’dir. 

"Kimin alacak bir hakkı, kimin benden soracak bir hesabı var?" diye, elinde asası sokak sokan gezinen bir dosttur o…

Kölesini kendinden ayırmayan, köleliğin içindeki sultanlığının şerefiyle onlarca asırlık bir saltanata mazhar olan bir Ömer'in masalı, anca bu kadar zarif anlatılırdı… Güzel yazıcılara, bazan bir ömür dolusu borçlanırız. Kitabı okuyan herkes, sanırım bu duyguyu benimle paylaşacak...

Ey Hattab'ın oğlu! Ey adaletin üzerine ismini kazıyan Ömer! Ey benim Efendimin dizinin dibinde biten gül... 

Gönlümce o gülün dibine bir damla su serpmek kalemime nasip olduysa, şen olan meclislerin ucundan gönlüm bir zerre nasibini aldıysa, seni vesile tutarak şöyle diliyorum: Rabbim, haddimi aşıyorsam affet. Sevdiklerine pek haris olan o güzelim Ömer’i, ona komşu olacak kadar çok sevmeyi nasip et…

Yazarın dediği gibi "bir duanın kitabı, bir kitabın duasıysa" bu masal, ben de vesilesiyle diliyorum ki nice gönülde bir Ömer sevdası filizlendirsin bu her kelimesi gönülden dökülmüş bu kitap. Şahid ol ya Rab!..