12 Ocak 2021

​'Azat kabul etmez' bir kitap müptelâsı

Mehmet Seyfettin Özege (1901-1981) “azad kabul etmez” bir kitap müptelâsı ve kitap biriktiren bir kitabiyat bilginidir. “Hobi” olsun diye sıradan kitapların tiryakisi ve biriktiricisi değil, Türk ilim ve kültür hayatının belkemiği olan binlerce yazma eserlerden tutun da Osmanlı’nın ve Batı’nın son asırlarına ait temel ilim kitaplarını yılmaz bir savaşçı gibi arayıp bulan ve satın alıp muhafaza eden bir kitap âşığıdır.

Kitabiyat ilminin ustasıydı. Kitabiyat âlimleri “Çağımızın Kâtip Çelebi’si” diyorlardı ona. Sadece bir hocasının adının verirsem, onun ne yaman bir kitap aşığı ve mecnunu olduğu anlaşılır. Kitabiyat âlimlerinden meşhur Kilisli Rıfat Bey onun sevdiği hocalardandır. Akıl almaz bir enerjiyle kendine ait bir kütüphâne meydana getirmek için yıllarca gece gündüz, yaz kış demeden, hastalık ve yorgunluğa aldırmadan, dünyevî nimet ve konfora kapılmadan kitap toplamış; hem de füze hızıyla.

Mümeyyiz vasfı ve gayesi 1928 harf inkılâbından önce Kur’ân harfleriyle yazılmış kitapları bulmak ve toplamaktı. Kur’ân harfleriyle basılmış binlerce Türkçe kitabın kataloğunu, modern ifadeyle ansiklopedik bir tarzda hazırlayan sabır ve emek âbidesiydi. Öyle ki, büyük gayretle ve maaşında artırdığı paralarla meydana getirdiği elli iki bin ciltlik şahsî kütüphânesini 1961 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne hibe etmiştir. Erbabının yazdığına göre kitabiyat ilminde ve ilmî eserler araştırmasında son derece öneme sahip ve bugün Türk üniversitelerinde hâlâ aşılamamış temel kaynak olan “Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Kataloğu” adlı eserin müellifidir.

KİTAPLARIN VE MEDENİYETİN YILMAZ MÜDAFÎİ

Kitaplar birer medeniyet ve irfan taşlarıydı onun için. Çöken Osmanlı Türk devletinin kitap mirasının kıymetini bilmeyen medeniyetsiz Cumhuriyetin ilk yıllarında “sandık sandık kitapların haraç mezat” satıldığı ve Avrupa’daki kütüphânelere apar topar yollandığı sıralarda gücü yettiğince kitap toplamış bir medeniyet müdafîi idi. Devlete ve şahıslara ait tasfiye edilen kütüphânelerden binlerce kitabı zor şartlarda satın alması başlı başına bir kahramanlık hikâyesidir. Arapça, Farsça, Fransızca dil bilgisinin gücüyle kitap biriktirme aşkı birleşince, konaklarda, evlerde bekleyen kitap mirasçıları, eski ve yeni sahaflar, kelimenin tam mânasıyla kitap sevdalısı olan bu insanın kitap fütuhatı karşısında yenik düşüyorlar, yâni ona kitap yetiştiremiyorlardı.

Câhil cesaretiyle kaleme aldığım birçok kitap allâmesinin vasıfları gibi, onun vasıflarını anlatmak haddim değil. Sevdiği kahramanların anlatıldığı romanları okuyup kompozisyon yazan bir insanın heyecanı bu… Onun bu vasıf ve meziyetlerini nereden mi biliyorum? DTCF Dergisi’nin 28 Aralık 2018 tarihli Pdf sayfasındaki “Seyfettin Özege ve Kitabiyat Felsefesi” adlı muhtevalı yazıdan, Türk Yurdu dergisinin Ağustos 2011/288. sayısında neşredilen Ali Utku’nun “30. Ölüm Yıldönümünde Mehmet Seyfettin Özege ve Bağış Kütüphânesi” adlı yazısından ve Rıfat N. Bali’nin “Büyük Bir Kitabiyat Âlimi ve Bibliyografyacısı: M. Seyfettin Özege” kitabından.

KİTAPLARLA NİKÂHLANAN ADAM

Kitaplardan bir dünyası vardı. Orada yaşıyordu kitaplarıyla. Takdir-i ilâhî olacak ki, ağır kitap âşıkları gibi o da evlenmemişti. Nasibi ve nikâhı kitaplaraymış. Kitaplara adamıştı hayatını. İstanbul efendisi ve melâmî meşrepti. Hem mülkiye, hem hukuk mezunuydu. Okuduğu mektepler onun kitabiyat âlimliğinin gölgesinde kalırdı. Bankada çalışıyordu. Hesap peşinde koşan paragöz bir banka bürokratı değildi. Bankacı birisini kitapla düşünmek abes geliyor; doğrudur. Seyfettin Özege bu zannın tam zıttı bir yerde duruyor. Mesleğiyle hiç de mütenasip olmayan ve örneği görülmeyen bir şekilde banka mesaisinde bile kitap okuyan bir adamdır. Sadece okuyan biri değil, görev esnasında dahi bir hafiye gibi yurt içi ve yurt dışındaki kitap adreslerini öğrenen, not gönderen, sonra mâşukuna kavuşmuş gibi o kitapları satın alan bir kitap kurdudur adam. 

SAHAFLAR ÇARŞISI’NIN “MUHİBBÂN-I KÜTÜBÜ”

Maişet mesaisinin dışında bütün zamanını kütüphâne ve sahaflarda geçiriyordu. Kendi ifadesiyle huzur bulduğu ve mutlu olduğu ânlar kitapların olduğu mekânlardı. Muallim Cevdet, İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Mükrimin Halil Yinaç ve Raif Yelkenci gibi, İstanbul Sahaflar Çarşısı’nın “muhibbân-ı kütübüydü.” Sahaflar onun gelmesiyle toparlanırlardı. Çünkü âdâb-ı muaşeret kurallarına son derece dikkat eden disiplinli bir insandı. Çarşıya indiği gün kitapçı dükkânlarını tek tek ziyaret eder, karar kıldığı bir dükkânda kitap yığınlarının arasına oturur, saatlerce kitap seçer ve ayırırdı. Sorulmazsa konuşmazdı. Aldığı kitaplar torbalara yerleştirilir ve hamal sırtında Fatih’deki evine gönderilirdi.

Hâsıl-ı kelâm; bu kitap allâmesinin hikâyesi de böyle. Seyfettin Özege ayarında kaç kitabiyat âlimimiz ve akademisyenimiz var bugün? Medeniyetimizin kaynakları olan kitapları tahsil eden ve talebelerine anlatan üniversite hocalarına ne kadar da muhtacız. 

([email protected]