GEÇ EFT
FAST

03 Ağustos 2019

FOTOĞRAFIN BÜTÜNÜNE BAKMAK

Bir zamanlar bir arkadaşla Aksaray'dan Beyazıt'a çıkan yokuşta yürüyor, bir yandan da iman, dünya ve ahiret hakkında konuşuyorduk.

Lâleli yokuşundaydık; bir sözüm üzerine şunları söyledi

- Boş veeer, düşünme. Yaşamana bak!

Cevaben dedim ki:

- Bak arkadaşım! Uçuruma doğru giden bir arabanın içinde olsan -ki ölüm o uçurumdur- ve başını arabanın içine çevirsen, uçuruma hiç bakmasan, hiç düşünmesen, arabanın içinde, dünyadaki en sevdiğin şeyler nelerse onlarla meşgul olsan… Bu ne derece akıllılık olur? Ahmaklığın daniskası olmaz mı?

İstediğin kadar düşünme. Senin düşünmemenle araba uçurumdan kurtulmuyor ki.

Peki, burada akıllı insana düşen nedir?

Arabayı uçurumdan kurtarmak için ne gerekiyorsa bir an bile kaybetmeden onu yapmak!.. Veya araba uçuruma gitmeden önce kendini arabadan dışarı atmak...

Ben bunları söyleyince, arkadaşım yürürken bir an durdu; korku ve heyecan içinde şu sözü söyledi:

- İnsan onu düşünürse çıldırır!..

Bu durumda soralım:

Peki, düşünmekten kaçarsa ne olur?..

Sıkıntıların büyük çoğunluğunun özünde, fotoğrafın bütününe bakarak düşünmemek yok mu? Mevziî yerlere takılıp kalakalan dar düşünceler, hesap yaptığını sanırken küçük hesaplar içinde boğulan hesapsızlıklar, ufuksuzluklar…

Düşünüyor gibi yaparken bile bir yere kadar düşünüp, sonrasında düşünmekten kaçmak, insanların en çok yaptığı şeylerden…

Bu meselede, etrafımıza dikkatle bakalım ama arada bir bile olsa aynaya da bakalım…

 

Ahmet Maraşlı