GEÇ EFT
FAST

09 Ocak 2021

​Kim ki hayata dokunur adı gönüllerde okunur

Biz Müslümanlar olarak bütün insanlığın hidayet ve saadetine talibiz.

Bizim kitabımızda, inancımızda  ve irfanımızda bir insana hayat vermek  bütün insanlığa hayat vermek demektir.

Bir insanın hidayetini  dünya ve içindekilerden hayırlı görmek; ümmeti olmakla müftehir  olduğumuz rahmet elçisinin kutlu davetinde ortaya koyduğu sünnetidir.

Rahman, insanın hayatına dokunmak, aklını ve kalbini dokumak için onu tarih boyunca bir an olsun dinsiz, peygambersiz ve kitapsız  bırakmamıştır.

Bir başka ifadeyle söyleyecek olursak, Rabbimizin bize din,peygamber  ve kitap göndermesi,sayısız nimetlerini  önümüze sermesi hayatımıza  dokunmak, aklımızı ve kalbimizi  dokumak içindir.

İşte bundan dolayı bizim en büyük vazifemiz insanı okumak,hayatına dokunmak ve insanın aklını  ve kalbini dokumaktır.

Hayata dokunmak;  insana gönülde yer, hayatta değer  vermektir.

Hayata dokunmak; sevgiyi, saygıyı, şefkati, merhameti, dostluğu, muhabbeti, hayata ve dünyaya  hakim kılmaktır.

Hayata dokunmak; kötülüğü imha ,iyiliği inşa etmektir.

Hayata dokunmak; bir gönüle girmek ve o gönülde  taht kurmaktır.

Hayata dokunmak; hizmet, hikmet, hakikat ve marifet  balı elde edebilmek için kainat bahçesinde bir arı gibi yürekten yüreğe konmaktır.

Hiç kuşkusuz hayata dokunmak denilince akla ilk olarak gelenler(gelmesi gerekenler) din görevlileri (gönüllüleridir).

Onların vazifeleri bazı çevrelerin  göstermeye çalıştıkları gibi ‘’Kıl beşi,al maaşı’’değildir.

Bilakis din görevlileri beşikten mezara ,düğünden sünnete hayatın her anında ve alanında, cemaat ve cemiyetin hep içinde  ve hemen yanı başındadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle  son yıllarda din hizmetlerinin kapsamını hayli genişletmiş,nitelikli din hizmeti sunmayı hayatın tamamına şamil kılmıştır.

Bundan dolayı müftülüklerde oluşturulan aile, gençlik, engellilik, göç ve bağımlılık gibi koordinatörlükler, kamusal sorumluluk  ile birlikte sivil bir ruhla Türkiye’nin dört bir yanında  birbirinden özgün hizmetler üreterek gece gündüz demeden çalışmaktalar.

Diyanet televizyonunda  bu hafta 84.bölümü yayınlanan “Hayata Dokunanlar’’programı da manevi destek alanında din görevlilerinin bulundukları il ve ilçelerdeki hizmetlerinin Türkiye ve Dünya’da bilinmesine, tanınmasına ve görülmesine aracılık ediyor. Program, Diyanet İşleri Başkanlığı  Din görevlileri  ve aziz milletimiz arasında muhkem bir gönül köprüsü vazifesi görüyor.

Hayata Dokunanlar programı izleyenlerine  bu hafta 84.bölümüyle  Bağcılar’dan seslendi.

Program tıpkı Bağcılar gibi oldukça zengin ve dinamikti. Bağcılar müftüsü Celal Büyük Hoca’nın olumlu,ılımlı ve pozitif idare tarzı ilçede meyvesini erken vermişe benziyor.

Programı izlerken Bağcılar Müftülüğü Din Hizmetleri kadrosunun birbirleriyle  son dere uyumlu bir şekilde çalıştıklarını görmek beni bir hayli sevindirdi.

Programda müftü Celal Büyük hoca ve her bir koordinatör besin değeri oldukça yüksek cümleler kurdu.

Celal Büyük Hoca’nın şu cümlelerine bakın;

“Bizim görevimiz  Hz. Peygamber’in  ifa ettiği bir görevdir.Peygamber Efendimiz sadece mescitte ibadet ve taatle meşgul olmamış, ashabıyla da yakından ilgilenmiştir. Biz sadece camide namaz kıldıran ,minarede ezan okuyan kişiler değiliz.’’

Aile koordinatörü  Kumriye Özbabacan yaptığı aile tanımı  hayli hikmetliydi:

“Aile insanlık tarihinin  en eski ve en eskimeyen kurumudur. Zira temeli cennette atılmış ve cennette devam edecektir.’’

Programda Gençlik koordinatörleri  Hacer Onay ve Mecit Bozkurt’un pozitif enerjileri,4-6 yaş koordinatörü Elif Özcan’ın   kabına sığmayan heyecanı ve Göç koordinatörü Gülsen Kaya’nın mültecilere olan  şefkat  ve merhameti adeta yüzlerinden okunuyordu.

Çiftlik Camii İmam hatibi Vahdettin Güzel’in “Çocuklarımız cennetimizdir.’’ sözü de not edilmeye  değerdi.

Bendeniz  de  Bağcılar Müftülüğümüzün Din Hizmetleri felsefesini programda şöyle özetlemeye çalıştım:

“Biz Bağcılar’da görev yapan din görevlileri ve gönüllüleri olarak şu 6-D formülüyle hareket ediyor. Bu cümleden olarak ta  doğru bilgiyi, doğru insana doğru zamanda, doğru zeminde, doğru mekanda dost doğru bir şekilde sunmaya gayret gösteriyoruz.’’

Bu güzel programı izledikten sonra  kendi kendime şöyle dedim:

“Kim ki hayata dokunur adı gönüllerde okunur’’