GEÇ EFT
FAST

31 Aralık 2020

​MAZİ ve ATİ ARASINDA

Mazi ve atinin kesiştiği bir günün sabahındayız. Akrep ve yelkovan hayli telaşlı. Gün doğarken yeni bir yılı müjdeleyecek takvimler. Aklımızda maziye dair pişmanlıklar ve yüreğimizde atiye dair umutlar olacak.

Gece yarısından sonra, bazılarımız için bir yıl daha geride kalırken kimileri için bir ömür geride kalmış olacak. Bir bebek yeni yılın ilk saatlerinde dünyaya gözlerini açacak ve kendi ecelinin geri sayımını başlatmış olacak. Gece gündüze, kış nevbahara, yaza ve sonbahara kavuşmak için telaşla akıp gidecek. Takvimler mütemadiyen bir yılı mazi başka bir yılı ati ilan edecek. Bir evde düğün, başka birinde doğum ve bir diğerinde ölüm telaşı yaşanacak. Ve bu ilahi döngü mahşere dek sürüp gidecek.

Değişen ve eskiyen nice şeylere karşın zaman hep diri ve taze. Allah’ın sonsuzluk hazinesinden ilahi bir dokunuşla almış, bu emsalsiz vasfını. Hanları, sarayları, nice beyleri ve sultanları mazide bırakan, yüreğimizi atiye dair umutla dolduran zaman. Eskiten ama eskimeyen, çürüten ama çürümeyen, zaman.

Bir yılın bittiği ve yeni bir yılın başladığı, mazi ve atinin kesiştiği bu zaman dilimi, insanın kendi muhasebesini yapması için en doğru vakit belki de. Zira insan maziden ibret almalı, atiye dair umut taşımalı ki hüsrana uğrayanlardan olmasın. Bu düşünceyle belki kendimize birkaç sual etmek gerek. Misal;

Geriye dönüp bakınca gördüklerimiz yüreğimize ferahlık mı yoksa azap mı veriyor?

Artık mazi olan zaman bizim için bir kazanç mı yoksa kayıp mı ifade ediyor?

Geçip giden zamanda baki kalacak bir amelimiz yahut eserimiz var mı?

Atiye dair beklentilerimiz ve hazırlığımız nedir?

Modern çağın insanı ve yaşamı tek tipleştirme ve sadece anı yaşamaya sevk etme çabasına karşın bizler, hareketin ve değişimin kâinatın özündeki ilahi nizam olduğunu bilerek yaşamalıyız. Ancak böyle bir anlayışla zamanın çürütücü ve yok edici etkisine karşı koyabiliriz. Gündelik hazların ve gündelik sevinçlerin ömrü, gün bitene kadardır.

Her ne kadar zaman evrensel bir benzerlik gösterse de zamanın ardında bıraktığı insan hikayeleri birbirine benzemiyor. Zira ölümlü dünyadan göçüp giden kimi insanlar muhabbeti ve ölümsüzlüğü kimileri ise nefreti ve öfkeyi miras bıraktılar. En güzel örneği kutlu nebimiz Hz. Muhammed ve onun öz amcası olan, Allah’ın lanetlediği Ebu Leheb değil mi? Bir yanda sevenleri, uğrunda canından dahi geçenleri, asırlar boyu kaybolmayan ve kaybolmayacak olan, diğer yanda sonsuza dek nefretle anılacak olan, iki insan portresi.

Takvimler varsın birbiri ardınca seneleri sayıp dursunlar. Bizler öyle uhrevi idealler ve cihanşümul amaçlar için yaşayalım ki geçip giden zamanın içinde kaybolmasın, sonsuza dek yaşasınlar.

Artık maziye karışacak olan 2020 yılı, ülkemiz ve tüm dünya için salgınlarla, doğal afetlerle ve zorluklarla geçti. Duamız ve dileğimiz odur ki salgınlar, doğal afetler ve savaşlarda mazide kalsın. Yılın son gününde, yeni yılınızı kalbi duygularımla tebrik eder, hayırla, sağlıkla ve huzurla yaşayacağınız bir ömür dilerim. Sözlerimi merhum Mehmet Akif’in dizeleriyle noktalamak isterim;

Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;

Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.

Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;

Maziyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.

Ahlâfa döner, korkarım, eslâfa hücumu:

Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?

Vesselam…